HERAKLES

Logo dolu.png

Hem bir tanrı hem de bir kahraman olarak tapınım gören Herakles, bütün Yunanlıların ortak malıdır. Herakles’e karşı takınılan tavır ise yüzyıllar içinde değişim göstermektedir. Görsel sanatlar sayesinde bu değişim en açık biçimiyle takip edilebilir. Kahramanlıkları, M.ö. 5. Yüzyılın ilk senelerine dek, Atina’da ve diğer yerlerde Arkaik dönem sanatçılarının favori konularındandır. Bu sebeple kişisel eşyalar olarak adlandırılabilecek çok sayıda gemma, kalkan şeridi ve vazoyla kamuya ait yapılarda, mimari heykeltıraşlıkta yer almıştır.

Herakles’le ilgili günümüze ulaşmış olan neredeyse tüm hikâyeler birkaç farklı anlatımı içermektedir. Onun yaşamını anlatan kaynaklar da yok olduğundan, akıl karıştırıcı bir dizi karşıt görüş ve olay söz konusudur. Klasik Çağ’a kadar olan kahramanlıklarının çoğu üç bölümde sıralanmıştır: Athloi yani görevleri, sayıca on iki olan bu görevleri hizmetinde olduğu Eurystheus’un emriyle gerçekleşir; Parerga yani işleri, bunları kendi özgür iradesiyle yapar ve sayıları belirsizdir; Diğer İşleri (parerga) ise Görevlerini yaparken yaşadıklarıdır. Yaşamındaki olayların sıralaması Thomas H. Carpenter’ın aracılığıyla Apollodoros’tan alınmıştır; ancak bu sıralama kesinkes doğru olmayabilir.

Perseus’un oğullarından Mykenai kralı Elektryon, kızı Alkmene’yi yeğeni Amphitryon’la nişanlar ve Teleboialılar tarafından öldürülen oğullarının öcünü almak üzere yola çıkmak üzereyken krallığını ona devreder. Ancak daha gidemeden, Amphitryon kazayla kralı öldürür ve Thebai’ye sürülür. Alkmene de onunla gider ancak erkek kardeşinin öcü alınmadan evlenmeyi reddeder. Bu arada Alkmene’yi beğenmekte olan Zeus, görevini tamamlamış ve o gece eve dönecek olan Amphitryon’un kılığına girerek onunla sevişir. O sıra dışı gecede (ki Zeus tarafından üç misli uzatılmıştır) Amphitryon da Alkmene’yle birleşir ve bunların sonucunda Alkmene iki çocuk dünyaya getirir. İkizlerden daha gürbüz bir bebek olan Herakles Zeus’un; çelimsiz olan İphikles de Amphitryon’un oğludur. Hera’nın kıskançlığı, Herakles’in birçok hikâyesinde yer alan temalardan biridir. Herakles sekiz aylık olduğunda Hera çocuğu öldürmeye kalkışır. Bir akşam Alkmene ikizlerini beşiklerine yatırmış, kendisi de uyumuştur. Gece yarısına doğru tanrıça odaya kocaman iki yılan sokar ve yılanlar çocuklara saldırır. Küçük İphikles feryat eder ancak Herakles hiç oralı olmadan bir eliyle bir yılanın, öteki eliyle de diğerinin gırtlağına yapışıp onları boğar. Konu, 5. yüzyılın ilk yarılarında kırmızı figürlü vazolar üzerinde sıkça yer almaktadır.

Yunan sanatında Herakles’in eğitiminden sadece tek bir bölüm aktarılır. Bazen Apollon’un oğlu ya da Orpheus’un kardeşlerinden biri olarak adlandırılan Linos, hem İphikles’e hem de Herakles’e müzik öğretmenliğini yapmıştır. M.ö. 470 civarına tarihlenen bir skyphosun bir yüzünde onu dikkatle dinleyen İphikles’e ders verirken betimlenen Linos yer almakta; diğer yüzde elinde lyra taşıyan bir kocakarı, pek istekli görünmeyen Herakles’i takip etmekte ve olasılıkla onu derse götürmektedir. Ancak müzik dersleri, Linon’un, bir seferinde derse ilgi göstermeyen Herakles’e vurmasıyla sona erer. Kızgın genç ayağa fırlar ve taburesini hocasının kafasına indirerek beynini patlatır.

Herakles on sekizine geldiğinde Thebai kralı Kreon için çarpışır ve bunun sonucunda kralın en büyük kızı Megara ile evlendirilir. Aradan geçen yıllar ve çok sayıda çocuğun ardından (ki sayıları ve sıraları her yazara göre değişir), Hera’nın tezgâhladığı bir delilik nöbeti geçirerek tüm çocuklarını (bazı versiyonlarında buna Megara da dâhildir) katleder. Euripides’e göre bu olaylar, Herakles görevlerini tamamladıktan sonra olmuştur. Ancak Apollodoros bunun daha önce olduğunu söyler. Hayatının geri kalanını nerede yaşayacağını öğrenmek üzere gittiği Delphi kâhini, ona, Eurystheus’un hizmetine gireceği ve ona verilecek görevleri yerine getirmesi gerektiği kehanetinde bulunur. Bu görevleri tamamladığında ve hizmet süresi bittiğinde ise ölümsüzlükle ödüllendirilecektir. Her iki durum için de en akla yatkın neden, Hera’nın kıskançlık dolu hileleridir.

On iki kanonik görevin hepsini birden içeren en erken betim, M.ö. 5. yüzyıl ortasına tarihlenen Olympia Zeus Tapınağı’nın kısa cephelerindeki metop kabartmalarında yer alır. İlk altı görevi, nedeni açıkça anlaşılacağı üzere, Peloponnessos Grubu olarak adlandırılır. Diğer altısı da dünyanın çeşitli yerlerinde (Girit, Trakya, Skythia, Uzakbatı, HesperilerÜlkesi ve Ölüler Diyarı’nda) geçer.

Herkles’in ilk görevi Nemea bölgesine korku saçan aslanı öldürmesi olur. Typhon ile Ekhidna’dan doğma bu canavar, Kerberos ve Sfenks ile de kardeştir. Herakles aslanla ilk karşılaştığında oklarının ve diğer silahlarının da bir işe yaramadığını anlar. Nemea Aslanı, aslında postunun delinmez olduğuna inanılan bir canavardır. Herakles canavarı topuzuyla kovalayarak köşeye sıkıştırmayı başarır ve güçlü kollarıyla sıkarak öldürür. Aslanın kendi pençeleriyle derisini yüzer ve üstüne giyer.

Herakles’in ikinci görevi, Hera’nın Argos bölgesindeki Lerna bataklığına saldığı dokuz başlı bir yılanı öldürmektir. Herakles, yaratığı öldürmeye gittiğinde, yılanın bir başını kestiğinde yerine iki tane baş çıktığını anlar. Bu da, görevi üstesinden gelinmez bir hale getirir. Bu da yetmezmiş gibi Hydra’ya eşlik eden dev bir yengeç, Herakles’e ayak bağı olur. Yengeci ayağıyla ezerek öldüren Herakles, yeğeni İolaus’un yardımıyla yanan meşaleleri Hydra’nın kesilmiş boyunlarını dağlayarak, yerine yeni bir kafa çıkmasını engeller. Hydra’ya asıl gücünü veren ölümsüz son başı da kestikten sonra, Hydra’nın ölümcül zehirle dolu kanına oklarını batırır. Herakles’in attığı bu okların yarası, hiçbir zaman iyileşmez. Herakles, kesik başı da bir kayanın altına gömer. Hera, bu iki canavarı su yılanı ve yengeç takımyıldızları olarak göklere yerleştirir.

İlk iki görevini tamamlamasına sinirlenen Eurystheus, Herakles’e yapamayacağını düşündüğü Kyreheia Gayiği’ni yakalama görevini verir. Altın boynuzlu, bakır ayaklı bu geyik Av tanrıçası Artemis için kutsanmıştır. Herakles eğer geyiğe zarar verirse Artemis’in gazabına uğrayacağını bildiğinden onu diri yakalamak için bir yıl boyunca takip eder. Sonunda yorgun düşen geyiği nehirden geçerken hafifçe yaralar ve yakalar. Dönüş yolunda Artemis’le karşılaşan Herakles, durumu anlatarak merhamet diler ve geyiği geri getireceğine söz verir. Eurystheus’a götürdüğü geyiği tam teslim edecekken bilerek ipini erken bırakır, böylece geyiğin kaçmasını sağlar. Herakles, hem geyiği getirdiği için görevini tamamlamış olur hem de geyiğin kaçmasına izin vererek Artemis’e verdiği sözü tutmuş olur.

Eurystheus hala hoşnut değildir. Bu sefer Arkadia’daki Erymanthos dağında yaşayan ve civardaki köyleri yakıp yıkarak büyük zararlar veren vahşi yaban domuzunun canlı yakalayıp getirilmesini ister. Herakles kısa bacakları olmasına rağmen hızlı koşan domuzun peşinden uzun bir süre koştuktan sonra yorulan hayvanı kıstırır ve bir ağla yakalayıp Eurystheus’a götütür. Hayvanı görünce korkan Eurystheus bir fıçının içine saklanır.

Eurystheus’un Herakles’e verdiği beşinci görev, kral Augeias’a ait sığırların konulduğu pis ahırları bir günde temizlemektir. Augeias’ın hayvanları bütün hastalıklara karşı bir çeşit bağışıklığa sahiptir ve hayvanların verimleri de çok iyidir. Sığır ve koyunlarının tutulduğu ahırlar yıllarca temizlenmemiş, onların yaydığı koku ise tüm Peloponnesos’a öldürücü zehir saçmaya başlamıştır. Herakles, Elealı Menedemos’un tavsiyesi ve İolaos’un yardımıyla ahırın duvarına iki delik açar. Daha sonra yakınlardan geçen Alpheus ve Peneios ya da Menios nehirlerinin yataklarını değiştirerek, nehir sularının ahıra akmasını sağlar. Böylece ahırları hiç uğraşmadan temizlemiş olur.

Herakles’in altıncı görevi, Stymphalos kuşlarını yok etmektir. Arkhadia’da Stymphalos Gölü kıyılarında yaşayan Ares için kutsal sayılan bu kuşlar pençeli, tunçtan kanatlı ve gagalıdır. Bu kuşlar kanatlarını ok gibi kullanıp insanlara ve hayvanlara zarar verirler. Zamanında bir kurt istilasından kaçarak buraya sığındığı düşünülmektedir. Herakles, gölün kenarına ulaştığında sayıları çok fazla olan kuşlar Hephaistos’un yaptığı ve Athena’nın ona armağan ettiği çıngırakla ürküterek kaçırır. Kaçan kuşların bir bölümünü de oklarıyla öldürür.

Herakles’in yedinci görevi, Tethris Nehri’nin suladığı bölgelerde ekinleri köklerinden söküp meyve bahçelerini çevreleyen duvarları yerle bir ederek Girit’te dehşet saçan boğayı yakalamaktır. Herakles, Girit’e gittiğinde Kral Minos ona her türlü yardımı yapmayı teklif eder ancak Herakles, hiçbir yardımı kabul etmez. Uzun bir mücadeleden sonra boğayı yorup daha sonra kollarıyla kavrayarak yakalar ve Eurystheus’a getirmeyi başarır. Eurystheus, boğayı Hera için kurban etmek ister ancak Hera bunun Herakles’e daha fazla şöhret getireceğini düşündüğünden kabul etmez ve boğayı tekrar serbest bırakırlar.

Sekizinci görev, Trakya kralı Diomedes’e ait olan dört vahşi kısrağı yakalamaktır. Diomedes, savaşçı bir halk olarak anılan Bistonelerin hükümdarıdır. Kral, kısrakları demir zincirlerle, tunçtan yapılmış yemliklere bağlar ve masum konuklarını atlara yem ederdi. Herakles, bu görev için kendine aşık olan erkek sevgililerinden, Abderos’tan da yardım ister. Daha sonra, Diomedes’in seyislerini etkisiz hale getirerek, kısrakları yakalar ve onları denize doğru sürerek bir tepecikte bulunan Abderos’a emanet eder. Arkasından gelen Bistonelerle savaşmak için geri dönen Herakles, kral Diomedes’i bir sopayla öldürür ve cesedini atların olduğu yere götürür. Döndüğünde ise atların Abderos’u da parçalayıp yediklerini görür. Buna çok öfkelenen Herakles, kral Diomedes’in cesedini atlara yem eder. Karınları doyup sakinleşen atları kolay bir şekilde Eurystheus’a götürür.

Ares’in Hippolyte’ye armağan ettiği büyülü bir kemer vardır. Herakles’e dokuzuncu görev olarak Eurystheus’un kızının istediği üzerine bu kemeri alma görevi verilir. Kemeri almak için Amozonlara Hippolyte’nin yanına gidip konuşur. Herakles’ten etkilenen kadın, Herakles’in kemeri almasına izin verir. Bunun üzerine Hera ortalığı karıştırmak için, Herklesin aslında Amozonlara Hippolyte’yi kaçırmak için geldiği dedikodusunu yayar. Bunu duyan Amozonlar ona saldırırlar. Hippolyte’nin ona ihanet ettiğini zanneden Herakles ise onu öldürür.

Herakles’e verilen onuncu görev, Erytheia’da hükümranlık kuran Geryon’un dillere destan sığırlarını hiçbir karşılık ödemeden Eurystheus’a getirmektir. Geryon; üç başlı, altı elli ve belinde bir araya gelen üç gövdeyle dünyaya gelmiştir. Geryon’un sığırları, çift başlı köpek Orthos tarafından otlatılmaktadır. İlk olarak Herakles, çoban köpeği Orthos ile çoban Eurytion’u zeytin ağacından yapılma sopasıyla öldürür. Daha sonra Herakles’in karşısına Geryon çıkar. Saldırıya geçen Geryon’a karşı yerinde sabit kalan Herakles, attığı üç okla Geryon’u alt etmeyi başarır. Bu sırada Geryon’a yardım etmek için gelen Hera da payını almıştır. Herakles, onu sağ göğsüne attığı okla kaçırmayı başarmıştır.

Kendisine verilen on görevi, sekiz yıl gibi bir sürede bitiren Herakles’in ikinci ve beşinci görevini saymayan Eurystheus, ona iki görev daha verir. Herakles’in on birinci görevi ise, Hera’nın kutsal bahçesinde bulunan altın elma ağacından bir meyveyi getirmektir. Bu bahçe Atlas Dağı’nın altında bulunur ve Atlas’a ait binlerce at burada dinlenirdi. Atlas’ın kızları yani Hesperidlerin, bahçeye girip elmaları çalması yüzünden Hera, bu ağaçları koruması için korkunç bir canavar olan Ladon’u görevlendirir. Ayrıca Atlas da bahçeyi sahiplenir ve onları korumayı kendine görev bilirdi. Herakles, yolculuğu sırasında ak saçlı, yaşlı Deniz Tanrısı Nereus’u bulur ve ona altın elmalara nasıl ulaşacağını sorar. Bu bilgiyi almak için şekil değiştirmekte çok usta olan Nereus’u sıkıca yakalayan Herakles, tanrının geçirdiği birçok değişikliğe rağmen ona sarılmayı bırakmaz. Sonunda Nereus, Herakles’e elmaları kendi eliyle toplamamasını, Atlas’a toplatması gerektiğini tembihler. Herakles, bahçeye ulaşır ulaşmaz Atlas’ın yanına gider ve Eurystheus’a götürmek için elmaları kendisi yerine toplamasını ister. Atlas’ın görevi, gök kubbeyi taşımak olduğundan birkaç saatlik rahatlama için yapamayacağı şey yoktur. Gök kubbeyi Herakles’e devreder ve elmaları toplamaya gider. Ne var ki elmayla dönen Atlas’a özgürlük çok cazip gelir ve elmaları Eurystheus’a kendi götürmek istediğini söyler. Herakles ise, kurnazca davranarak bu isteği kabul etmiş gibi davranır fakat başının altına bir destek almak için Atlas’tan yükü kısa bir süreliğine tutmasını ister. Herakles’e inanan Atlas, elmaları yere bırakır ve gök kubbeyi tekrar omuzlar. Bunu fırsat bilen Herakles ise, elmaları yerden alarak hemen oradan uzaklaşır.

Herakles’e verilen en son görev, aynı zamanda en zorudur. Herakles’ten, Tartaros’taki üç başlı köpek Kerberos’u çıkarıp yeryüzüne getirmesi istenir. Herakles, Lakonia sınırları içerisinde bulunan Tainarum’dan Tartaros’a iner ve Hades’ten Kerberos’u ister. Hades ise alaycı bir gülümsemeyle savaşçıya dönerek: “Eğer onu, sopanı ve oklarını kullanmadan yenmeyi başarırsan Kerberos senindir.” der. Herakles, Akheron kapılarına zincirlenmiş olan Kerberos’un yanına gider ve hemen yaratığın boynuna sıkıca sarılır. Bu hamleye karşı Kerberos, korkunç dikenlerle kaplı olan kuyruğuyla Herakles’e saldırmaya çalışır ancak üzerindeki aslan postu sayesinde Herakles, bu saldırılardan kurtulur. Yaratık pes edene kadar boğazını sıkmaya devam eder ve en sonunda Kerberos dayanamaz ve pes eder. Kerberos’u yanına alan Herakles onu Eurystheus’a teslim ederek görevini tamamlar.