Lakon_edited_edited_edited.png
Logo dolu.png

Dünya’nın en güzel kadını Helen’i, tahta at hikayesini, Troya’yı duymuşsunuzdur. Günümüzde Çanakkale sınırları içinde bulunan Kaz Dağları’nın eteklerinde, MÖ. 1260 yıllarında gerçekleşen ve 10 yıl süren Troya Savaşı, binlerce askerin ölümü ve büyük bir kentin yıkılışı ile sonuçlanır. 1506 yılında Roma yakınlarında bulunan bir grup heykelde Apollon rahibi Laokoon ve oğulları Antiphantes ve Thymbraeus’un öldürülme sahnesi betimlenmektedir. Oldukça çetin geçen bu savaşın ünlü tahta at kısmıyla başlayan yıkılış hikayesine Romalı şair Publius Vergilius Maro, Aeneas adlı eserinde yer verir.

…”Koca konağı sessizlik kaplar. Aeneas üzgün, bitkin başından geçenleri anlatmaya başlar.

 

     Hikayesine büyük atla başlar. Yıllar süren savaştan sonra Pallas'ın becerisiyle yapılan, içi asker dolu attan bahseder öncelikle. Tenedos adasının arkasına saklanan Greklerin gittiğini sanan Troialılar, mutlu mesut savaşın bittiğini düşünüp karargahlarının bulundukları yerde dolaşırlar. Bu sırada Minerva'ya adanan koca atla karşılaşırlar. Thymoetes atın kutsal olduğunu düşünüp surlardan içeri alınması gerektiğini söyler. Ancak Capys buna karşı çıkar ve önce atın içine bakılması gerektiğine inanır. Bu sırada Laokoon uzaklardan koşup yetişir ve atın bir tuzak olduğunu, içine Danaosluların saklanmış olabileceğini söyler. Bunun çok tehlikeli olduğunu, şehre girerse yıkım getireceğini anlatır ve koca kargısını atın gövdesine fırlatır. Kargı atın karnına saplanır, iniltiler duyulur ancak kimse anlamaz sesleri. Bu sırada elleri bağlı bir delikanlı sürüklenir krala doğru. Troialılar bu genci görmek isterler. Genç başlar yalanlarına. Ne yerde ne gökte ne denizde ne karada gidecek yeri olmadığını söyler, kendini acındırır. Sinirleri yatışan Troialılar meraklarına yenik düşüp gence başından geçenleri sorarlar. Genç, önce Argoslu olduğunu, soyunu, savaşa nasıl katıldığını itiraf eder. Ulysses'le arasındaki bozmaca davayı anlatır. Kendisine ağır yükler yüklendiğinden bahseder. İyice acındırır kendini, merak ettirir hikayesine. Anlamaz Troialılar bunun bir tuzak olduğunu, Sinon'u dinlemeye devam ederler. Af diler Sinon, acıyın bana, görmeyin suçlarımı der. Troialılar inanılar bütün bu yalana, acırlar Sinon'a. Priamus çözdürür bağlarını Sinon'un, kim olursan ol misafirisin yüce Troia'nın, der ve affeder Sinon'u. İplerinden kurtulan Sinon ellerini havaya açıp sözde şükreder tanrılara, Troialılara. Sonra devam eder oyununa. İnançsız Diomedes'le Ulysses'in kutsal tapınaktan Palladium'u çalmalarını anlatır. Bu yüzden Minerva'nın çok kızdığını ve Greklere yüz çevirdiğini söyler. Bu yüzden Calhas'ın kehanetiyle Minerva'ya adak, başı göklere değen bir at yaptıklarından bahseder. Bu at şehre alınmaz ise Minerva'nın Troialılara da kızacağını söyler. İnanırlar Troialılar bu büyük yalanlara. Yıllar süren savaş bir yalanla daha büyük yıkım yaratır der Aeneas acıyla.

 

     Bu sırada Neptunus tapınağında görevli Laokoon tören gereğince bir boğa kesmeye hazırlanmaktadır. Denizden iki büyük yılan çıkar sürünerek. Herkes görür yılanları, korkuya kapılırlar. Yılanlar önce Laokoon'un iki oğluna sarılır, bir çırpıda öldürürler delikanlıları. Yılanlar sonra yardıma koşan babalarına yönetilir. Hızla dolarlar Laokoon'un bedenini, alıverirler canını oracıkta. Sürüne sürüne kutsal tapınağa gider yılanlar, Minerva'nın kıvrık kalkanının arkasına saklanırlar.

 

     Birden söylenti dolaştı, der Aeneas, Laokoon ettiğini buldu derlermiş toplulukta. Attığı kargının cezasına çarptırılmış, canıyla ödemiş, sözde kutsal meşelerden yapılma ata saygısızlığından. Kutsal sanıp inanır Troialılar içi askerlerle dolu ata. Hemen şehre, Minerva'nın tapınağına götürmek isterler. Tekerler takarlar ayaklarına, ipler geçirirler boynuna. Öyle büyüktür ki at sığmaz yüce kentin kapılarından. Duvarlar kırılır atı içeri alabilmek için. Dört kez durdu yontu eşikte, der Aeneas, dört kez duyulur pusatların sesi. Yine de anlamazlar tuzağı. Türkülerle atı iç kaleye taşırlar. Cassandra uyarır onları ama izin vermez uğursuz yazgısı Troialıların inanmasına. Şarkılar, türküler biter, kent savaşın bittiğini sanıp huzurla uykuya dalar. Tahta atın içinden bir bir çıkar Greklerden Thessandros, Sthenelus, Ulysses, Acamos, Thoas, Neoptelamos, Machaon, Menelaus ve atı yapan Epeus. İşaretle Tenedos'un arkasından gemiler çıkar. Önce nöbetçiler öldürürlür. Savaşla açılmayan şehrin kapıları hileyle açılır şimdi Argoslulara. Düşman kolayca içeri girer.”…

LUCIUS VERUS